31 Ekim 2014 Cuma

hiçbir şey hakkında hiçbir şey

mrb
az önce bi blog daha keşfettim çok eylemceli bi ri ve değişik değişik baslıyor yazılarına yok işte bilmme neyi bilmme ne olmuş bilmme ne insanlar filan diye. bi kaç kişi daha var böyle tabi ben çok kişi takip ettiğimden çok fazla. karşılaşmış oluyorum filan. işte bu suretle bende mrb diye baslıyorum her ne kadar böyle kısaltmalardan nefret etsemde just mrb efenim.
şimdi ben burayı niye açtım günlük yerine buraya yazarım diye çünkü hep pc basında geciyor zaman ve nedense yazı yazmayı çok sevdiğim halde içimden gelmiyor o defteri açıpta yazmak. ama ben burayada yazmıyoruum çünkü ne yazıcam zaten her gün birbirinden değişik ilginç maceralar yaşamıyorum ki bengünlüğü çok mutsuz olduğum zamanlar yazarım ki artık kendimi anlatacak adam akıllı cümle bulamıyorum bombok bir ruh hali içerisindeyim. onun dışında baska bloggerlar gibi herhangi bir konu hakkında da bi şi ler yazabilirim ama aklıma bir şey gelmiyor. kankamla bazen gün boyu sürekli bi şeyler konuştuğumuz olur tartışır dururuz ben fikirlerimi söylerim o söyler konu konuyu açar ilerler. belki de karşımda anlatacak birisi yok diye yazamıyorum şimdi. 
arkadas ortamında da üç aşağı beş yukarı aynı şey oluyor arkadas grubunda benimle tek kalan arkadasla pek muhabbet edemiyoruz istesemde olmuyor önceden derslerden filan konuşuruduk şu hoca böyle yapmış üst sınıflarda not varmış ve türevleri şeklinde muhabbet dönerdi ama ben bundna da sıkıldım yani bi topluluk olmayınca ben arkadasımla oturup muhabbet edemiyorum. bunun bir nedeni de benim ilgi alanlarıma arkadaslarımın çok uzuak olması. ay uzak bile diyemiyorum çook uzak. fransız filmi izlemezler, blogları yok adam akıllı twitter bile kullanmıyorlar ki, grunge indie vintage tarzıyla ilgili de konu açamıyorum. ne bileyim bu konuda bana hiç bi şey önermiyorlar yoksa konusunu açtımda beklediğim gibi olmadı, metal müzik sevmezlar, e klasiktende nasiplenmiyorlar yani tamam klasik müzik aşığı değilim de arada açar dinlerim. aslonda özetlersem çoğunun müzik bilgisi şu pop ve slow müzik vardır dünya da sadece. aslında alinin bir çok şey hakkında bilgiis var kültürlü bi insan ama ortak noktamız yok ki. ney dinlemeyi sevmme tasavvufi şeylerden sıkılırım, içince o ağlar ben göbek atarım hoşalandığımız seyler farklı olmasına rağmen sık sıkta  birbirimizin aklından gecenleri söyleriz tuhaf bi şey. en yakın dostumda zaten gitti hataya bugün dışarı çıkıcam çünkü evde ne ders çalışabiliyorum ne de yapıcak bi şey bulabiliyorum. ama tek çıkıcam, tek  takılmayı çok severimde abi çok şey birikiyor içimde ve ben kankamı istiyorum. 
kendimi dışarıya çok kapattım farkındayım ama kimseye derdimi anlatmak istemiyorum kendimi kimseye duvarlarımı yıkmak istemiyorum geciyor çünkü zaman ve unutuluyorum sorunlar çözülmüyor en beteride bende de öyle demeleri ya. 
4 duvar arasında yaşıyorum sadece nefes al nefes ver bu.

17 Ekim 2014 Cuma

Gay olduğumu açıklamam hakkında

önce şarkı tabii ki de :)

Bu sefer iç karartıcı bir şeyler yazmicam. Az önce ogaybende nin açılma hikayeleri yazısını okudum dedim bende anlatayım bari hem yol göstermiş olurum belki falan filan.

Şimdi başrolde ben ve MS var. MS benim 7. sınıftan beri çok sevdiğim bi erkek arkadasımdır. Aynı liseye gittik fakat farklı sınıflardaydık. Güldüğümüz şeyler dinlediğimiz müzikler aynıdır. Okula da her gün beraber gider gelirdik lisede haliyle samimiyet ilerledi. Ben zaten açılmak istiyordum ama daha çok açılmama taraftarıydım. Sonra eski sevgilim beni cesaretlendirdi bi şeyler konuştuk konu hakkında ve gizlenmenin herkesten gereksiz olduğuna karar verdim. Konuşmanın sonunda sırf ben gayim diye eğer arkadaşlığımız bozulacaksa demek ki o kadar da güçlü bi arkadaslığımız yokmuş diye düşündüm. Açılmaya karar verdim.

Nasıl açılacaktım asıl mesele bu. Bi gün lafı gay olmaya getirdim bu tepki gösterdi olmaz öyle şey filan dedi hoş karşılamıyorum karşıyım bende dedi. Sustum bi şey demedim doğaçlama konuşmak istemedim. O an vermem gereken düşünceyi tam aktaramamaktan endişelendim sustum. Üzerinden çok geçmeden avm ye gittik. sık sık gideriz öyle dolanırız vitrin bakarız. Terasa çıkarken iki adam biraz samimi bi şekilde yürüyorlardı bende konuyu o iki adam üzerinden açmaya karar verdim ve bak çifte kumrulara filan diye laf attım ortaya. Beklediğim gibi oldu ve gecen sefer ki şeyleri söyledi. Bu sefer hazırlıklıydım ve bende söylediği yanlış düşüncelerin doğrularını anlattım karşılık olarak. Tercih dedi hayır öyle değil diyerek doğuştan bişey olduğunu ve değiştirilemiceğinden bahsettim. Sadece cinsellik değil Aşk olduğunu anlattım. İki erkek değil iki insan olarak olaya yaklaşmasını anlattım. Bayaa bi anlattım. Sonra sustu bu. Dedim işlem tamam çaktı mevzuyu düşünüyor. Tanıyorum çünkü halinden tavrından aklındakileri tahmin edebiliyorum. Kon bi süre daha açılmadı. Bu benim temelimdi zaten. 

Temelin yerine oturduğundan emin oldum. Eskisi gibi düşünmediğini anladım tekrar konusu açılınca. Bi akşam mesaj attım dedim MS sana bi şey söylicem yarın ama ondan önce şunu düşün aramızda ne olursa sana ne söylersem bizim arkadaslığımız bozulur. enine boyuna her şey aklına gelsin dedim. Adan Zye her şeyi düşün. Tamam dedi ertesi gün oldu buluştuk düşündün mü evet var mı bi şey yok. iyi güzel bende ben gayim dedim, eşcinselim yani dedim. Durdu baktı baktı. sindirdi iyice. Sana her şeyi düşünmeni söylemiştim filan dedim. Arkadaslığımızın bunun yüzünden bozulacaksa o kadar güçlü olmadığını düşündüğümü ve söylemeye karar verdiğimi anlattım. Bi kaç soru sordu cevapladım derken gün öyle gecti. O gün de konusunu bu yüzden açtığımı anladı tabii. Böylece temelin üzerine kat çıkmaya başladık.

Sonra aklına gelen şeyleri sordu daha samimi olduk her şeyi anlatır oldum sevdiğim yattığım adamları bilirdi hep hornnetten biri yazdığından beraber yakışıklılığına karar vermeye basladık. Hatta yolda bak bu tam senin tipin filan diye gösterir . Söylediğim için çok rahatım aynı düşüncelerle MS nin kız kuzenine de açıldım. Aslıda söylemek zorunda kaldım o kadar samimiydik ki gizli bi şeylerim olduğunu anlıyordu. İlk şaşırdı tabi zamanla o da alıştı konusu gelince ki bayaa geliyor rahat rahat konuşabiliyoruz. 

Kısadan hisse demek istediğim özellikle arkadaslarınız için ve ailenize açılmayı düşündüğünüzde eğer ebnimle konuşmaazlar arakdaslığımız bozulur diye korkuyorsanız bence sırf bu sebepten bozulacaksa zaten güçlü bir arkadaslık değildir bozulacaksa bu yüzden bozulsun daha iyi kanımca. 

(yazıyı kontrol etmedim yazım hataları için üzgünüm)

11 Ekim 2014 Cumartesi

on iki

12 ye çeyrek kala 
Düştüm
Kendi içime düştüm
Sonra
Sana düştüm
Ah bir de kalbime takıldım
Düştüm
Kalktım yürüdüm
Koştum
Derken hüzünlere takıldım
Düştüm
Kalkmak istemedim
Daha çok düştüm gibi
Gibi gibi ama
Kaldırdılar
Gözlerim hüzne bulanmış
Gidenin arkasından
Bulanık bulanık
Takılıp takılıp
Sağa sola
Çarpa çarpa
Yana yana
Yara bere içinde
Kanaya kanaya
Yürüdüm
Düşmek istedim
İstenmeyenler bile gerçekleşmezken istenenlerin gerçekleşme ihtimalleri üzerine kafa yordum
Düşmedim yine yoksa yanıldım
Çok yanıldım belki
Yanıldık
Belki
Ama ayakta olmayı bağdıştıramadım düşmemiş olmakla
Şimdi
Düşmek ne demek ?
12 ye 5 var

Ait

Hemen hemen her gün düşündüğüm bir şey var, bazen uzun uzun bazen kısa bazense anlık düşünce ama her gün. Bazen yataktan kalkar kalkmaz aklıma gelir bazen yatmadan önce, çoğunlukla otobüste ve sınıfta pencereden dışarıya dalmışken. Sürekli aklımda "buraya ait değilim" , " bunu gerçekten istiyor muyum", "tün bu olanlardan ve herkesten nasıl kurtulabilirim" ... gibi şeyler var. Kimseyi dinlemeyip bir nevi inadına ama en çokta ben istediğim için şartlar ve koşulların el verdiği kadarıyla hayalim olan bir bölüm okuyoruma ama bu hayalimi daha yaşayamadan mahfetmeye başladılar ki işkenceye dönüşmeye başladı. Mezun olunca ne yapacaksın, matematik mi okuyorsun açıkta kalıyor hep onlar vs vs bilmiyor muyum ben farkında değil miyim o kadar mı cah,l görünüyorum uzaktan anlamıyorum bazen insanları. Seviyorum sayıları seviyorum, işlemleri, denklemleri seviyorum, soyut düşünmeyi seviyorum, kendimi mutlu hissediyorum, hocalardan matematik hakkında yeni bir şeyler öğrenince ufkumun genişlediğini hissediyorum, mutlu oluyorum hepsinden öte. Ama şimdi sınıfta oturmuş ders anlatılırken dışarıya bakıyorum gökyüzünü izliyorum, ağaçların rüzgarda sallanışını izliyorum, kuşların diğer binaların üstünde yürümelerini seyrediyorum ve kendimi dört duvar arasına sıkışmış, toplumun bir parçası olmak için bu bilgileri öğrenmeye çalışan köle gibi hissediyorum. Kafamın içinde buraya ait değilim diye bağırıyorum....Her zaman diğeri oldum. Grup çalışmalarında fikirlerim ya beğenilmezdi onların fikirleri de bana basit gelirdi böyle böyle gruplardan uzaklaştım. Diğeri olmak zorunda kaldım. Sürekli yeni bir şeyler ortaya katmak istedim, sıradajnlığın bir parçası olmak yerine farklılığı yönetmek istedim. Zamanla anladım ki çevrem gerek aile gerek okul gerek yaşadığım şehir bana küçüktü. İçimde biriktirdim zamanla ve şimdi sadece yaşayanlardan oldum. 
Gerçek özgürlük elindeki her şeyi kaybedince başlar. Bütün zincirlerin ve omuzunda ki yükleri bırakıp gidebilirsin yoksa geriye dönmek hep ihtimaller arasında olur. Aslında hiç bir şeyim yok gibi ama var. Senin gözünden bakınca var. Ben hissetmediğim içinb hiç birini yok diyebiliyorum. Dengesiz bir ruhum olduğunu anlamışsınızdır. İnsanlar bunu söylerler bana. Bir çok kişiden farklı kelimelerle duydum bunu.
Ahlaksızım kibirliyim çoğu zaman umursamaz ve sert bazen de tam tersi aşırı kırılganım.  Kişiliğimi sabitleyemediği gibi kimse bende sabitleyemedim. Sabitlemek istemedim. Tıpkı karanlığın peşine takılmanın kötü olduğunu bile bile ardından koştuğum gibi.  Kimseye ait olmak istemediğim ama herkese ait olduğum gibi. Hiç bir şeye sahip olmayıp her şeyi istemem gibi.

Kaçıp gitmek yolları arşınlama takıntım gökyüzünün altında uyuyup uyanmka ait olmamak bir eve sürekli gitmek istemek... mahfediyor beni. Bunun hakkında konuşmaya bile korkuyorum artık. Yaşıyor gibi hissettimiyorum bir sene önce yapmak istediğim şeylerden eser yok artık içimde, sadece kendim gibi birilerini bulmak için, kendi insanlarımı bulmak içindua ediyorum. Ucu görünmeyen açık yollarda bulacağımı da biliyorum. Orada bir yerlerde evsiz sarhoş herkesten kopmuş kahkahalarla beni bekliyorlar. Ne kazanacak bir şeyimiz olacak ne d ekazanacak bir şeylerimiz olacak. Arzularımızın rüzgarı keserek koşacağız ve süreceğimiz motorlarımızı arabalarımızı. Hayatlarımız sadece birbirimzi olacak. 

Hızlı yaşayıp genç öleceğiz vahşi olup eğleneceğiz.
Buna inancım var. Olmak istediğim kişiye inancım var.Açık yolun özgürlüğüne inancım var. Yabancıların kibarlığına inanıyorum . sloganım her zaman aynı. 

Hızlı yaşa genç öl çılgın ol eğlen.