18 Kasım 2014 Salı

huzursuz

evet o bir tanrı. her santimine taptığım adam benim tanrımdı. şimdi mi fark ettim bunu yoksa farkındaydım da öylesine çok kapılmıştım ki kendimin bile farkında değil miydim. bunu kendi içimde yeniden düşünmem bile var olan yeni ilişkime balyoz vurmuş gibi olucağını bildiğim halde ben yazarak ayrıntılarını biçimlendirerek yine bir hata daha yapıyorum. çünkü hata yapmamın zamanı gelmişti.*

neredeyse hiç bir fiziksel özelliği bana uygun olmayan, anlatılsa böyle birisi tanımak istemiceğim adam aklımda hep heykel gibi kusursuz artık. hayatımın merkezine oturttuğum bu mükemmelliği elimden gelse hayatımın bizzat kendisi yapardım. 

yapardım, eskiden. tanrım hala tanrı. fakat benim ona inancım bileklerimi kestikten sonra boşalan kan gibi akıp gidiyor. yaşamak istemediğim gibi inanmak istemiyorum tanrıma. seslenmesin bana tanrı ve duymasın beni. vazgecsin etrafında dönen benden ki bırakayım etrafında dönmekten...

bu hastalıklı aşkımla taptığım tanrıya olan inancımı yitirirken aklım başıma geliyor. 1 yıl boyunca komada kalıp 1 yıl boyunca yapamadıklarımı yapmaya çalışıyorum. derslerimi veriyorum, daha sağlıklı bir ilişki yaşamaya çalışıyorum, aile ile kopmuş bağları düzeltiyorum, arkadaslarıma en azından bir kısmına tanrımın adını sayıklayıp sıkmıyorum, daha az sigara içiyorum sanırım.

şimdi her şey yolunda mı tabii ki hayır hiçbir zaman hiç bir şey yoluna girmeyecek. 
* hata yapmam lazım. hastalıklı ruhum huzursuz, hata yapıp hayatımı mahfetmemi daha sonra bundan acı çekmemi istiyor. bu beni deli ediyor. bırak o aptalı, tanrına dön diye fısıldıyor biri kulağıma. korktuğum şey bu işte, her seferinde kalbim karanlığa teslim, aklım fikrim siyah ben her seferinde üzerime hiç uymayan sıkan boğan daraltan bu normallikten kurtulup siyahlara bulanıp kötü ne kadar his duygu davranış varsa üstlenmek istiyorum. bu nasıl bi bağımlılık bu nasıl bi istek bunlar olunca nasıl normal hissedebilirim bu nasıl gercek ben olabilirim. gay olmak benim isteğim değil değiştiremeyiz ve buna anormal diyorlar, aynı şey mi bu da diye düşünüyorum. kendim olursam iyi hissediceksem normal olan şey hasta sesleri dinlemek mi. o zaman bu sesler hasta değil belki de olmam gereken kişi bu. 

bunlar hep kafamın içinde dönüp dururken okulu bitirip sigortalı bi iş sahibi olmaya çalışmak çok zor gercekten. dünya da insanlar savaşla açlıkla hastalıkla uğraşırken böyle düşüncelere hislere kapılmak beni daha çok deli ediyor. neden  demek istemiyorum, içimde damla kadar az da olsa dini inancım varken isyankar olmak istemiyorum. yine de kovamıyorum bunları aklımdan. bu mu benim dünyada ki sınavım bunlarla baş edersem kazanacak mıyım, nefsime hakim olmam gereken yer burası mı, düşüncelerim dayanmam gereken şey mi. her şey karma karışıkken buna kafa yormak huzurlu vakitlerimi çalıyor. belki söyleyebilidğim tek şey çoğu zaman.

ben elimde hiç cevap ya da çözüm olmadan, vaktimi gecirdim yine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder