Zorunda olmasam gitmem zaten, annemin iş yeri x özel hastanesine yakın olduğu ve annemin yanında bulunmak mecburiyetinde olduğum için gittim doğup büyüdüğüm mahalleye. Kendimi savaş sonrasında, savaş alanında yürüyor gibi hissettim. Ekmek aldığım bakkalın önünde gördüm kendimi, park var kocaman ana cadde üzerinde, parkın yapımına yeni başlandığı zaman yüksek toprak tepeleri dökülmüştü okul dönüşünde komşumuzun can ciğer olduğum kızlarıyla eve dönüşte o toprak tepelerinde koşa koşa eve gelirdik. Mahalleden çıktıktan sonra okul yolu dümdüz gidiyor, bi kere köpekler kovalamıştı bizi soğuk hava deposuna girmiştim bende herkes kaçarken. Ben o caddeden geçerken her yerde o çocuğu gördüm, toprak tepelerinden atlayan çocuğu, diğer tarafta soğuk hava deposna saklanan bi çocuk gördüm, mavi önlüklü bi çocuk gördüm okul yolunda. Sağda, solda, her binanın önünde. Hepsi tek tek battı içime gözlüğüm vardı neyse ki ağladığımı az çok gizleyebildim. Kendimi tutmaya çalıştım ama olmadı o çocukların yaşadıklarınının hepsini bir anda yaşadım. Hastaneye varınca sakinleştim annem geldi sonra kafam dağıldı tamamen.
Ben oradan taşınmak istemezdim hiç ama gel gör ki bir babanın pervasızlığı altında ezildi çocukluğum. Sadece benim çocukluğum değil iki kardeşimin tüm hayatı, bir kadının gençliği paramparça oldu o adamın hataları altında. Belki hüzünlü mutluluklar yaşayabilirdim o çocukları, çocukluğumu görünce sokaklarda ama gördüğüm bi çocuktan çok daha fazlasıydı. Kaldıramadım.
Şimdi o adam oğlunu görmek istiyormuş. Özlemiş. Pişmanmış. Öyle diyorlar bana. Benim sesini duymaya dahi tahammülüm yok. Her ne kadar geçmişte kalsa da o çocuğa ihanet edip affedemem pervasızlıklarını. Hani babadır diyorlar tamamen tarafsız bi bakış açısından bakınca hak veriyorum tabi ki de. Ve ben yalnız değilim bu konuda ama onca yaraya rağmen bir de bu kanayınca sınırıma dayandığımı hissediyorum. Hani kızlar babaları gibi adamlara aşık olurmuş ya, öyle okumuştum, duymuştum bende onca şeye rağmen bazen aynı şeyin bende de olduğunun farkına varıyorum.Aynı duyguları fotoğraflara bakınca da yaşıyorum o yüzden dolabın en üstünde en arkada saklanıyor albümler hep. Böyle böyle zaman geçiyor işte.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder