28 Eylül 2014 Pazar

unutur gibi

şarkı ?

unutur gibi olmak...
nasıl saçma nasıl aptalca ve tatlı bi acı. arkadasınla akşam yürüyüşe çıkarsın ve akşamın serinliğinde elinde sigaranla yürürsünüz öyle. hani şu her şeyimizi anlattığımız dostlar. eşcinselliğimiz dahi her haltımızı bilen bir ya da daha çok kişiler. çok şanslıyım ki benim hayatımda otu boku anlatacağım bir kaç kişi var ama birinin yeri çok başka. işte dediğim gibi biz yürüyoruz konuşuyoruz sonra dedim ki "bak ben bugün U... yu hiç düşünmedim ha, aklıma gelmedi yani..." günlerce hiç aklınızdan çıkmayan o insanı demek ki gün gelip hiç adını anmaya biliyormuşuz. şaşırdım ilk önce, bi yandan da seviniyorum unutuyorum yavaş yavaş diye. halbu ki bunu düşünürken bile kendimle çelişiyorum çünkü unutmanın yalan olduğunu her fırsatta söyleyen bendim. kendimi kandırmaya çalıştım ve bir ay kadar gecti bunun üstünden...

yine rüyalarımda o, ben yine tuvalete kaçıyorum ağlamaklı halimi kimse görmesin diye. yine tüm gün aklımda adı geciyor hani şu led ışıklı tabelalar varya onlar gibi. bırak şunun peşini diyorum, elbet yenisi gelicektir, istemesemde olucaktır yeni birisi, daha yirmi yaşındasın be, çocuksun be daha diyorum kendime. kendimi kandırıyorum, kendimi kandırmaya çalışıyorum. sonra sigara sigara ve sigara. yarım kalıcam biliyorum, aşkın beden bulmuş haliydi o. vazgecmek kolay olmuyor ama vazgecmeliyim...

ertesi gün böyle pes edersen olmaz diyorum kendime belki de savaşman gereken kısım burasıdır diyorum, gerekirse o gelene kadar bu şehire yeniden beklemen gerekiyordur, gelemezse peşine düşmek gerekiyordur diye düşünüyorum. göze almak gerekiyordur her şeyi... bi arafa düşüyorum siyahla beyazın ortasında kalıyorum. ne vazgecmek mümkün oluyor  ne de vazgecmemek.

hani dese ki bana bekle. seve seve. ama onun bana söylediği son şey "benle ya da bensiz böyle devam etme çok yıpranırsın, yıprandın ama gec değil" oldu. ne demek benle ya da bensiz ben hep sana vurgunum bensiz ne demekti.

bütün yaz gecti yüzünü görmeyeli, sesini duymayalı, sigara yakışını görmeyeli. sigara yakışına ayrı bi hayrandım nedense. parmaklarıyla masadan çakmağı alıp dudaklarına yaklaştırmasına, sonra tekrar masaya bırakırken  çakmağı parmak uçlarının masaya değmesini hayranlıkla izlerdim. çok fazla değil belki 4 belki 5 defa izledim böyle. çok görüşemezdik ki biz 4-5 hafta da bir. o da sevgili olduğumuz zamanlarda. ayrıldığımızda araya aylar girerdi. pek gezmedik bu şehrin sokaklarını ama ben hep geciyorum istesemde istemesemde ilk buluştuğumuz sokaktan, ilk sigara içtiğimiz yerden hatta oturup sigara içiyorum o bankta. ilk öpüştüğümüz yerden geciyorum. çok fazla yer yok birlikte dolaştığımız ama yolum sanki hep oralara çıkıyor. zaten gecirilen zamanların ya da sevişilen gecelerin bi önemi olmadığını anlayalı çok olmadı zira bir kere doya doya öpmüştüm onu bir kez gözlerinin içine bakmıştım, bir kez gülümsemesine dokunmuştum çoğu şey bir kezdi ve hepsinin tadı damağımda kaldı.

bugün onun kokusu geldi yine çok kısa bir süreliğineydi ama beni aptal etmeye yetmişti. yine aklıma düşmüş beni yine sarhoş etmeye yetmişti. az canımı yakmamıştı kendisi de itiraf etmişti bana benden soğuman için her şeyi yaptım ama sen hiç vazgecmedin demişti. çünkü ne yaparsa yapsın ne kadar canımı yakarsa yaksın tek bir sözü yetiyordu affetmeye, yine gectiğimiz aylarda kalbimi çok kırmıştı ve gözümden düşmüştü resmen, bir ay boyunca aklımdan çıkmadı dedikleri ama gel gör ki şimdi hiç umurumda bile değil. yine yanımda olması için gülümsemesini görmek için, beraber sigara yakmak için, adımı söylemesi için, kokusunu duymak için hayatımın geri kalanını düşünmeden yollarına sererim. sırf kokusu için...

kimse demesin bana değer mi diye, ya da abartmıyor musun diye, hatta bana nasıl davrandığını bilenler sıradan bir ilişki gibi yorum yapmasınlar. yok işte bende hiç bi sınırı yok artık. ne sevmenin ne de fedakarlığın tüm sınırlarım hatta benliğim yeniden şekilleniyor onunla. ben ben olmaktan çıkıyorum ve buna engel olamıyorum. gururdan eser kalmadı şimdi bende. yine de bir mesaj atmaktan çok korkuyorum ne der diye onu da üzmek istemiyorum bi yandan. bekliyorum ondan bi haber bekliyorum yapacak başka bir şey gelmiyor elimden. bu kadar uzaktayken en çokta ne yapıcam diye düşünmekten baska bir şey gelmiyor elimden. insan nereye kadar böyle devam eder, hem vazgecip hem de körü körüne bağlanır diye düşünmekten baska bir şey yapamıyorm. sonra herşeyin üzerine bunlar biniyor hayatımın tüm neşesi kara sulara gömlüyor bende yatağıma gömülüyorum mezar gibi olan yatağıma, onsuz uyumak hiç bir zaman huzurlu olmayacak heralde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder