Bir kadeh, iki kadeh, üç kadeh derken iki şişe şarabın dibini gördük. Ben zaten hemen sarhoş olurum, o ise bana bir şey olmaz dediği halde benden daha sarhoştu. Birisi görecek korkusu olmadan öptüm onu, kokladım. Bunca şeyin arasında, bunca derdin tasanın ve bunca insan arasında onu bulmamın ne kadar büyük bir mucize olduğunu söyledim. Sarıldım, öptü. O gün ona onu sevdiğimi söylemek istedim. Ama söyleyemedim.Korktum. Acele etmek istemedim ya o sırf mecbur hissettiği için seni seviyorum derse diye. Ya aşkı hesap kitap yaparak yaşayanlardansa. Söylemedim. O söyledi. Seni seviyorum dedi. Yüreğimin ortasında çiçekler açtı. Yolun sonunda ki ışığa inandım. Ben "seni seviyorum"ları ciddiye alan biriyim. eğer seni seviyorum dersem ömrümü ömrüne adarım. Onunla her şeye hazır olduğumda söylerim. Laf olsun diye değil hayatımız anlamlı olsun diye söylerim. Ve o söylediğinde söylemek için söylemiş olmadığını hissettim. Gerçi şimdi buna inanmak biraz zor. Ama bunun ne kadar büyük bir şey olduğunun farkındasın değil mi diye sordu. Belli ki de o da benim kadar değer veriyordu bu kelimelere. Ben artık o kadar da değer vermiyorum. Artık değersizleşti.
Sarhoşluktan mı diye düşünmüştüm bir kaç gün ama bu düşüncemi haksız çıkaracak şeyler oldu. Ben ona hepten inandım. Beni seviyordu.
O gece bir şey oldu ona göre yanlış bana göre ise tamamen zararsız bir şey. Sarhoşluktan bu kadar abartmış olabilir, ya da o an sarhoş olduğu için içinde ki duygular durumu kullanarak dışarı çıktı. Ne olduğunu söylemeyeyim ama bir benzetme yapayım. Ben balkonun kenarındayım demir korkuluklara değmeyecek kadar yakınım ama o aşağı sallanıyor muşum gibi tepki gösterdi. Sonra ne yapıyorsun sen diye bağırdı yüzüme. Ya sana bi şey olursa bu saatten sonra sensiz ne yaparım ben hiç düşünmüyor musun diye. Öyle bir bağırışı var dı ki sanki intiharın eşiğinden döndürmüştü beni...
Bi kaç ay sonra ayrıldık. Sadece o gece yaşananları düşünüyorum. Nasıl neden diye kendimi yiyip bitiriyorum. Bunları söyleyen adam nasıl yüzünü çevirdi bana. Bensiz yaşamaktan ölesiye korkarken nasıl haftalardır hiç halimi hatırımı sormaz. Nasıl kabul eder bu ayrılığı. Hayır sadece sarhoş olduğu için söylenmedi onlar. Sadece içindekiler dışarı çıktı alkolü kullanarak. Ama nasıl oldu da bu hale geldi. Sandım ki dayanamayız ayrılığa. Ama eğleniyor şimdi.Sokağa adım atacak gücü bile bulamazken ben, sen nasıl eğleniyorsun diye boğazına yapışmak istiyorum.
27 Ağustos 2016 Cumartesi
14 Ağustos 2016 Pazar
Yaşayamıyorum
Bir sigara yaktım karanlıkta. Yatağımın üzerinde bardak telefon sigara kül tablası kulaklık şarj aleti var. Sandalyemin üzerinde 3 parça kıyafet çantam, masamın üzerinde ise sayamayacağım kadar şey var. İlaçlar gözlükler kağıtlar defterler traş makinesi çakmak gazı gibi bi sürü ıvır zıvır. Aklım o kadar dağınık ki etrafımı toparlamaya isteğim yok. Bi şeyler anlatmak istiyorum ne anlatacağımı bilmiyorum. Yazıyorum öylesine. Okula her gün gidemeyecek olmanın üzüntüsü yüreğim dağlıyor. çalışmak zorundayım. Az paraya hemen hemen her gün. Bunun yerine her gün okula gitmek ve ders çalışmak istiyorum Yüksek lisans için sınavlara hazırlanmak ortalamamı yükseltmek istiyorum. Daha sonra yüksek lisansa başlamak hocanın birinin asistanı olmak istiyorum. Öğrenmeye o kadar açım ki akademik kariyer rüya gibi. en güzel rüyam. Ben altıma araba cebimde toparla para her gün dışarda yemek yemek ya da ne bileyim değişik bir sürü kıyafet istemiyorum. sinemaya gitmek filan istemiyorum. Öğrenmek yükselmek daha derin analizler yapmak bilimin belki başka alanlarında çalışmalar yapmak istiyorum. Ama çalışmak zorundayım. Kimse cebime para katmaycak okula bile gidemeyecem. Çok mu şey istiyorum. Para bu kadar mı öldürür insanın geleceğini heveslerini umutlarını. Evet öldürüyormuş arkadaşlar. Umarım siz böyle parça parça ölmek zorunda kalmazsınız. Ama kalıyoruz işte. Ve bu benim çok canımı acıtıyor. Başka bir iş bulamayıp oraya mecbur kalmak öylesine canımı acıtıyor ki. Kahroluyorum.
Dayan hem çalış hem sınava hazırlan hem ders çalış diyorum kendime yapabilirim diyorum. Vazgeçmedim. Nasıl zor olabileceğini düşündükçe içim kırılıyor. Başarısızlık korkusu iliklerime kadar işliyor. En iyisini yapabilecekken zorla ucu ucuna yeterli olacak olmam gururuma dokunuyor.
İnciniyorum. Güçsüzleşiyorum. Hayatıma devam etmek insan üstü bir iş haline geliyor. Ağır aksak yaşıyorum. Bazen yaşayamıyorum.
Dayan hem çalış hem sınava hazırlan hem ders çalış diyorum kendime yapabilirim diyorum. Vazgeçmedim. Nasıl zor olabileceğini düşündükçe içim kırılıyor. Başarısızlık korkusu iliklerime kadar işliyor. En iyisini yapabilecekken zorla ucu ucuna yeterli olacak olmam gururuma dokunuyor.
İnciniyorum. Güçsüzleşiyorum. Hayatıma devam etmek insan üstü bir iş haline geliyor. Ağır aksak yaşıyorum. Bazen yaşayamıyorum.
İnsanlıktan çıkışım
Okurken dinlemek isterseniz diye bir şarkı.
Kendimle bile konuşamıyorum eskisi kadar. Konuşur dururdum eskiden kafamın içinde dinlerdim kendimi rahatlardım biraz. Ya da hissettiklerimi anlatamayacak duruma geldiğimde duygularımı daha yoğun yaşayıp anlamaya çalışırdım. Şimdi hiç biri yok. Ne hissettiğimi bile bilmiyorum ki.
Sevgilimden ayrıldım. Sorun sende değil bende klişesini ikinci kez yaşadım. Güzel değildi tekrarlanmasın. Bende kendimi kelimenin tam anlamıyla ibneliğe vurdum. Eski sevgililerime yazdım onlarla buluştum. Sandım ki tekrar onu isterim ve hissedebileceğim bi duygu olur. Olmadı. Hep bi pişmanlığım olurdu eskiler için ve bu yüzden onları özlerdim. Artık özlemiyorum. Sadece nasıl kaybettiğime şaşırıyorum. Hep iyi insanları bulup nasıl da kaybetmişim. Evet benimde hatam vardı ama hayat elimden kesip almış o insanları.
Bir gün biriyle buluştum ertesi gün uzun zaman önce bir kere görüştüğüm birine yazdım ve onunla buluştum. Tekrar biriyle flörtleşmek istiyordum. Bi adamın kokusunu duyunca heyecanlanmak, ellerini sevmek ve hissetmek istiyordum. Buluştuk evine gittik hazırlanması için daha sonra bizde kal saat geç oldu dedi. Hayır dedim. Kendimce sebeplerden. Gecenin ilerleyen saatlerinde de kabul ettim. Eve gitmek istemiyordum. Öptüm onu. Hiç hesapta yoktu. Dedim ya ibnelik olsun. Tüm gece eski sevgilimi özledim daha çok özledim en sonunda özlemekten ciğerim kurudu yattım. Onunla bununla yatıp bunu bi maharetmiş gibi sandığım zamanlarda ki gibi hissetmiyordum.böyle olmaması gerekiyordu.
Öğleden sonra bir başka eski sevgilim yazdı. Daha önce de görüşürüz diye konuşmuştuk zaten. Onu görmek acıtacak mı diye merak ettim. Acıttı. Kalbimin ortasına okkalı bi kazık saplandı. Hayatın elimden kanat kanata aldığı biriydi o. Onunla birlikte bir parçamda kopmuştu. Neden bittiği önemli değil. Artık önemli değil. O raddede her cümle her ses canımı acıtıyordu. Savruluyordum ondan ona, oradan oraya. Sevgilisinden ayrılınca kendini sokaklara, başka bedenlere atan adam klişesini yaşıyordum. Evet bu gerçekten var arkadaslar umarım yaşamazsınız.
Eve gitmesi gerekiyordu acilen kalktık apar topar. Görüşürüz demedi o kadar hızlıydı ki bende kendimi otobüste onunla buldum. Zaten ona bakmak daha önce onu öptüğümü ve sevdiğimi düşünmek yeteri kadar zorken işten güçten konuşmak kazığı daha derine sokmuşken. Ne yapıyordum ben hala onun yanında. Hiç bir fikrim yok. Evindeydik. Yine o koridor yine mutfak yine onun odası. Birisi benimle ciddi oyun oynuyordu galiba. O ise kanka modunda. Ben kendimi boşluğa asılı kalmış hissediyordum. Bi yanım onu öpmek istiyordu ama ne olacaktı sonra. Kendi kendimin yeteri kadar canını yakmışken yeterdi bence. Asılı kaldığım boşlukta sallandım bi süre. Sonra çıktık.
Sinirliydim. Kızgındım. Hissetmiyordum. İçime katran dökülmüş ve kurumuş kadar kararmıştım. Soğuk ve karaydı. Tek başımaydım. hepsi bitmişti. Ali veli ahmet hepsi çıkmıştı hayatımdan. Artık özlemiyordum. Artık onları istemiyordum bile.Daha çok kızdım. Camları yumruklamak ve herkesin suratına bağırmak istiyordum. Ama yapamadım. Otobüsten indim ve bir sigara yaktım. Hayat ne güzel vermişti bana o güzellikleri o duyguları o insanları altın tabaklarda gümüş tepsilerde önüme sunmuştu. Sonra her birini tek tek aldı. Beraberinde benden de parçalar götürdü. İçimde hiç sevgi kalmadı. Sahip olduğum ne kaldı diye düşündüm yoktu. Hayatım son sürat uçurumdan yuvarlanırken duygularım tepede kalmıştı. Hızlıca uzaklaşıyordum onlardan.
Bunu da yaşamak gerekiyormuş demek diyerek vardım eve. Oturdum. İnsan gibi hissetmiyordum. Hala hissetmiyorum.
Kendimle bile konuşamıyorum eskisi kadar. Konuşur dururdum eskiden kafamın içinde dinlerdim kendimi rahatlardım biraz. Ya da hissettiklerimi anlatamayacak duruma geldiğimde duygularımı daha yoğun yaşayıp anlamaya çalışırdım. Şimdi hiç biri yok. Ne hissettiğimi bile bilmiyorum ki.
Sevgilimden ayrıldım. Sorun sende değil bende klişesini ikinci kez yaşadım. Güzel değildi tekrarlanmasın. Bende kendimi kelimenin tam anlamıyla ibneliğe vurdum. Eski sevgililerime yazdım onlarla buluştum. Sandım ki tekrar onu isterim ve hissedebileceğim bi duygu olur. Olmadı. Hep bi pişmanlığım olurdu eskiler için ve bu yüzden onları özlerdim. Artık özlemiyorum. Sadece nasıl kaybettiğime şaşırıyorum. Hep iyi insanları bulup nasıl da kaybetmişim. Evet benimde hatam vardı ama hayat elimden kesip almış o insanları.
Bir gün biriyle buluştum ertesi gün uzun zaman önce bir kere görüştüğüm birine yazdım ve onunla buluştum. Tekrar biriyle flörtleşmek istiyordum. Bi adamın kokusunu duyunca heyecanlanmak, ellerini sevmek ve hissetmek istiyordum. Buluştuk evine gittik hazırlanması için daha sonra bizde kal saat geç oldu dedi. Hayır dedim. Kendimce sebeplerden. Gecenin ilerleyen saatlerinde de kabul ettim. Eve gitmek istemiyordum. Öptüm onu. Hiç hesapta yoktu. Dedim ya ibnelik olsun. Tüm gece eski sevgilimi özledim daha çok özledim en sonunda özlemekten ciğerim kurudu yattım. Onunla bununla yatıp bunu bi maharetmiş gibi sandığım zamanlarda ki gibi hissetmiyordum.böyle olmaması gerekiyordu.
Öğleden sonra bir başka eski sevgilim yazdı. Daha önce de görüşürüz diye konuşmuştuk zaten. Onu görmek acıtacak mı diye merak ettim. Acıttı. Kalbimin ortasına okkalı bi kazık saplandı. Hayatın elimden kanat kanata aldığı biriydi o. Onunla birlikte bir parçamda kopmuştu. Neden bittiği önemli değil. Artık önemli değil. O raddede her cümle her ses canımı acıtıyordu. Savruluyordum ondan ona, oradan oraya. Sevgilisinden ayrılınca kendini sokaklara, başka bedenlere atan adam klişesini yaşıyordum. Evet bu gerçekten var arkadaslar umarım yaşamazsınız.
Eve gitmesi gerekiyordu acilen kalktık apar topar. Görüşürüz demedi o kadar hızlıydı ki bende kendimi otobüste onunla buldum. Zaten ona bakmak daha önce onu öptüğümü ve sevdiğimi düşünmek yeteri kadar zorken işten güçten konuşmak kazığı daha derine sokmuşken. Ne yapıyordum ben hala onun yanında. Hiç bir fikrim yok. Evindeydik. Yine o koridor yine mutfak yine onun odası. Birisi benimle ciddi oyun oynuyordu galiba. O ise kanka modunda. Ben kendimi boşluğa asılı kalmış hissediyordum. Bi yanım onu öpmek istiyordu ama ne olacaktı sonra. Kendi kendimin yeteri kadar canını yakmışken yeterdi bence. Asılı kaldığım boşlukta sallandım bi süre. Sonra çıktık.
Sinirliydim. Kızgındım. Hissetmiyordum. İçime katran dökülmüş ve kurumuş kadar kararmıştım. Soğuk ve karaydı. Tek başımaydım. hepsi bitmişti. Ali veli ahmet hepsi çıkmıştı hayatımdan. Artık özlemiyordum. Artık onları istemiyordum bile.Daha çok kızdım. Camları yumruklamak ve herkesin suratına bağırmak istiyordum. Ama yapamadım. Otobüsten indim ve bir sigara yaktım. Hayat ne güzel vermişti bana o güzellikleri o duyguları o insanları altın tabaklarda gümüş tepsilerde önüme sunmuştu. Sonra her birini tek tek aldı. Beraberinde benden de parçalar götürdü. İçimde hiç sevgi kalmadı. Sahip olduğum ne kaldı diye düşündüm yoktu. Hayatım son sürat uçurumdan yuvarlanırken duygularım tepede kalmıştı. Hızlıca uzaklaşıyordum onlardan.
Bunu da yaşamak gerekiyormuş demek diyerek vardım eve. Oturdum. İnsan gibi hissetmiyordum. Hala hissetmiyorum.
12 Ocak 2016 Salı
Galiba Ucubeyim
İflah olmaz bir aşık mıyım yoksa ayran gönüllü mü. Yoksa aşk ucubesi mi.
Dışarı da bi yerlerde yaşanmayı bekleyen aşklara inandım hep hala da inanıyorum. Ama her şeyi çok çabuk tükettiğim için mi yoksa sıramı mı saldım bilmiyorum sadece kahve sigara ve fast food ile aşk yaşıyorum bi süredir. Neredeyse 1 yılı dolduracaktık bay M. ile ama gözüme daha havalı gelen ayrıca daha seksi olan bay Ş. için onu terk ettim. 2 ay içinde bağlandım ve olması gerektiğinden daha hızlı ilerledi her şey. Daha sonra gitmesi gerekti. Ayrıntılar içinde boğulmak isterdim ama asıl mesele benim. Bay Ş. gittikten sonra ki yalnızlığımı başkalarıyla doldurmaya çalıştım. Zorla aşık olmaya çalıştıklarım oldu. Sonuç sıfırdı. Bay M. ye geri dönmek istedim ama belli ki bi değişim geçirmiş. Bana katlanıp beni her koşulda sevecek insanı elimin tersiyle itmiştim ve şimdi de o beni istemiyordu. Evet ona aşık değilim buna kendimi inandırmaya çalıştım ama değilim sadece sarılmak istediğim ve otobüste yaslanmak istediğim kişi o.
Hayatım da kimse olmadan yapamıyorum. Daha önce de bunu biliyordum ama bu sefer daha farklı. Kendime vakit ayırıp okuluma katıldığım sertifika programlarına ve kurslara yoğunlaşmaya çalıştım ama yapamadım. Kötü geçen sınavlardan başka elimde bi şey kalmadı. Malum chat uygulamasından umudum yok değil ama görünen köy de kılavuz istemez. Kimse kusura bakmasın da beş para etmeyen profiller hepsi. Arada sırada tanımayı istediğim birileri olsa da sonuç yine sıfır.
Yeniden aşık olacak mıyım acaba. Sırf vakit geçsin diye değil de gerçekten merak ettiğim için birini arayıp soracak mıyım bilmiyorum. 22 yaş bunlar için çok değil en azından bunun farkındayım ve olacak mı yerine ne zaman olacak diye merak ediyorum daha çok.
Canımı sıkan bir diğer konuda heteroseksüel insanların birbiriyle tanışması çok kolay iken eşcinseller için ne kadar sıkıntılı bi mesele olması. Heteroseksüeller en fazla reddedilir bi barda cafe de okulda kantin kuyruğunda fotokopi çektirirken sonsuz seçenek var biriyle tanışmak için. Mesela notlarımı kontrol ederken kızın biri geldi ve bu hangi dersten konuya girdi daha sonra onun mühendislik okuduğu matematiğinin kötü olduğu gibi sıradan şeyleri iki dakikalık kısa sohbette öğrenmiştim. Bir sonra ki adım kahve içmek ister misin bi ara diye sormaktı hetero olsaydım. En fazla reddedilecektim. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da gördüğüm kadarıyla gayet rahat bi şekilde birbirilerine yazabiliyorlardı.
Hetero erkek ve kız arkadaslarıma yazan eşcinseller de yok değildi ama bi elin parmaklarını geçmez. Ben asla böyle bir şey yapamam. Okulda adımın çıkması var olan dedikoduları iyice alevlendirir ve iyice çekilmez bi hal alır her şey. Sevdiğim az sayıda yerler varken birini kaybetmeyi göze alamam.
Bazen de ayran gönüllü birisi olduğumu düşünüyorum elde birisi varken başkasına gitmek. Sanki bi süre sonra tadı kaçan şekerli sakız gibi oluyor ilişkiler. Ben yeni şekerli bi sakız istiyorum. Yeni bi aşk keşfedilecek yeni bi insan. Aşkı canlı tutmak bi yere kadar işe yarıyor ben bunu 6 ay ancak götürebildim. En son zombi gibi oldu canlı ama ölü kokuyordu. Bitti mi bitiyor bazı şeyler.
Belki de ben aşk ucubesiydim. Benim de sorunum buydu. Her zaman canlı kalbimi yerinden sökecek heyecanın bağımlısı oldum. O yüzden sürekli birilerine aşık olmayı istiyorum ve konuşurken saman altından acaba bu insanı sevebilir miyim diye bi kırıntı arıyorum. Bulamayınca bam!! Araba çarpmışa dönüyorum.
Günümüz ilişkilerinin bu kadar kalitesiz olmasının sebebi ben benim gibiler. Aşk ucubeleri, ayran gönüllüler, İflah olmaz aşıklar, duygusuz seksçiler... Şimdi de bundan yakınıyoruz.
Bu şehiri sanki tüketmişim gibi geliyor. Duraklarda ki ayrılıklarım, köşe başlarında buluşmalar, kahvecilerde ki kırgınlıklar, 2. kat laboratuvarının kokusu.. derken her yerde anılar var. Sanki yeni bi anıyı yaşayacak çok az yer kalmış.Ve bu yazıyı yazarken şunu dinliyorum. İçimde bambaşka bi şehre taşınıp hiç görmediğim hiç bilmediğim sokaklarda birine aşık olmak bütün gün onu düşünmek istiyorum. Yeni bir arkadaşlık edinip onunla çok ortak noktamız olmasını her yere beraber gitmeyi istiyorum. Hayatımdan öylesine sıkıldım ki bazen sadece bu hayattan kurtulamk için çalışıyorum.
Uzun zamandan sonra yazmak iyi geldi. Neden bu kadar ara verdim ki. Taslaklarım da bitirilmemiş bi kaç yazı daha var onları da bitirmeye heveslendim şu an.
Belki de aşk bu yazı yazdıktan sonra gelecek olan yorumdadır. Tabi bu anlattıklarıma rağmen birinin beni istemesi ne kadar sağlıklı olur bilemiyorum. :))
Dışarı da bi yerlerde yaşanmayı bekleyen aşklara inandım hep hala da inanıyorum. Ama her şeyi çok çabuk tükettiğim için mi yoksa sıramı mı saldım bilmiyorum sadece kahve sigara ve fast food ile aşk yaşıyorum bi süredir. Neredeyse 1 yılı dolduracaktık bay M. ile ama gözüme daha havalı gelen ayrıca daha seksi olan bay Ş. için onu terk ettim. 2 ay içinde bağlandım ve olması gerektiğinden daha hızlı ilerledi her şey. Daha sonra gitmesi gerekti. Ayrıntılar içinde boğulmak isterdim ama asıl mesele benim. Bay Ş. gittikten sonra ki yalnızlığımı başkalarıyla doldurmaya çalıştım. Zorla aşık olmaya çalıştıklarım oldu. Sonuç sıfırdı. Bay M. ye geri dönmek istedim ama belli ki bi değişim geçirmiş. Bana katlanıp beni her koşulda sevecek insanı elimin tersiyle itmiştim ve şimdi de o beni istemiyordu. Evet ona aşık değilim buna kendimi inandırmaya çalıştım ama değilim sadece sarılmak istediğim ve otobüste yaslanmak istediğim kişi o.
Hayatım da kimse olmadan yapamıyorum. Daha önce de bunu biliyordum ama bu sefer daha farklı. Kendime vakit ayırıp okuluma katıldığım sertifika programlarına ve kurslara yoğunlaşmaya çalıştım ama yapamadım. Kötü geçen sınavlardan başka elimde bi şey kalmadı. Malum chat uygulamasından umudum yok değil ama görünen köy de kılavuz istemez. Kimse kusura bakmasın da beş para etmeyen profiller hepsi. Arada sırada tanımayı istediğim birileri olsa da sonuç yine sıfır.
Yeniden aşık olacak mıyım acaba. Sırf vakit geçsin diye değil de gerçekten merak ettiğim için birini arayıp soracak mıyım bilmiyorum. 22 yaş bunlar için çok değil en azından bunun farkındayım ve olacak mı yerine ne zaman olacak diye merak ediyorum daha çok.
Canımı sıkan bir diğer konuda heteroseksüel insanların birbiriyle tanışması çok kolay iken eşcinseller için ne kadar sıkıntılı bi mesele olması. Heteroseksüeller en fazla reddedilir bi barda cafe de okulda kantin kuyruğunda fotokopi çektirirken sonsuz seçenek var biriyle tanışmak için. Mesela notlarımı kontrol ederken kızın biri geldi ve bu hangi dersten konuya girdi daha sonra onun mühendislik okuduğu matematiğinin kötü olduğu gibi sıradan şeyleri iki dakikalık kısa sohbette öğrenmiştim. Bir sonra ki adım kahve içmek ister misin bi ara diye sormaktı hetero olsaydım. En fazla reddedilecektim. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da gördüğüm kadarıyla gayet rahat bi şekilde birbirilerine yazabiliyorlardı.
Hetero erkek ve kız arkadaslarıma yazan eşcinseller de yok değildi ama bi elin parmaklarını geçmez. Ben asla böyle bir şey yapamam. Okulda adımın çıkması var olan dedikoduları iyice alevlendirir ve iyice çekilmez bi hal alır her şey. Sevdiğim az sayıda yerler varken birini kaybetmeyi göze alamam.
Bazen de ayran gönüllü birisi olduğumu düşünüyorum elde birisi varken başkasına gitmek. Sanki bi süre sonra tadı kaçan şekerli sakız gibi oluyor ilişkiler. Ben yeni şekerli bi sakız istiyorum. Yeni bi aşk keşfedilecek yeni bi insan. Aşkı canlı tutmak bi yere kadar işe yarıyor ben bunu 6 ay ancak götürebildim. En son zombi gibi oldu canlı ama ölü kokuyordu. Bitti mi bitiyor bazı şeyler.
Belki de ben aşk ucubesiydim. Benim de sorunum buydu. Her zaman canlı kalbimi yerinden sökecek heyecanın bağımlısı oldum. O yüzden sürekli birilerine aşık olmayı istiyorum ve konuşurken saman altından acaba bu insanı sevebilir miyim diye bi kırıntı arıyorum. Bulamayınca bam!! Araba çarpmışa dönüyorum.
Günümüz ilişkilerinin bu kadar kalitesiz olmasının sebebi ben benim gibiler. Aşk ucubeleri, ayran gönüllüler, İflah olmaz aşıklar, duygusuz seksçiler... Şimdi de bundan yakınıyoruz.
Bu şehiri sanki tüketmişim gibi geliyor. Duraklarda ki ayrılıklarım, köşe başlarında buluşmalar, kahvecilerde ki kırgınlıklar, 2. kat laboratuvarının kokusu.. derken her yerde anılar var. Sanki yeni bi anıyı yaşayacak çok az yer kalmış.Ve bu yazıyı yazarken şunu dinliyorum. İçimde bambaşka bi şehre taşınıp hiç görmediğim hiç bilmediğim sokaklarda birine aşık olmak bütün gün onu düşünmek istiyorum. Yeni bir arkadaşlık edinip onunla çok ortak noktamız olmasını her yere beraber gitmeyi istiyorum. Hayatımdan öylesine sıkıldım ki bazen sadece bu hayattan kurtulamk için çalışıyorum.
Uzun zamandan sonra yazmak iyi geldi. Neden bu kadar ara verdim ki. Taslaklarım da bitirilmemiş bi kaç yazı daha var onları da bitirmeye heveslendim şu an.
Belki de aşk bu yazı yazdıktan sonra gelecek olan yorumdadır. Tabi bu anlattıklarıma rağmen birinin beni istemesi ne kadar sağlıklı olur bilemiyorum. :))
Etiketler:
aşk,
erkek,
eşcinsel,
heteroseksüel,
kadın,
sosyal medya,
şehir
Kaydol:
Yorumlar (Atom)